Geçmişten Günümüze Tehlikeli Moda Akımları
“Moda kurbanı” deyimine anlam katan 35 yaşındaki Avustralyalı kadın.
Kompartman sendromu adı verilen bir rahatsızlığa yakalanınca sağlık görevlileri kadının dar kot pantolonunu keserek çıkarmak zorunda kaldı. Bu bir moda akımının tehlike haline geldiği ilk olay değildi. Summer Streves, Modaya Uygun Ölüm (Fashionably Fatal) adlı kitabında tarih boyunca moda uğruna ölümleri ele aldı. İşte kurbanları olan beş moda akımı.
3000 Kişinin Ölümüne Sebep Olan Bir Etek Modası: Krinolin
Çemberlerin dorukta olduğu 19. yüzyıl boyunca etek tutuşması yüzünden aralarında ünlülerin de olduğu birçok kişi hayatını kaybetmişti. 1861’de şair Henry Wadsworth Longfellow, eteği tutuşan karısının yardımına koşmuş, ama işe yaramamıştı. Dönemin gazetelerinin bildirdiğine göre, “Kütüphanedeki masada oturmuş, iki küçük çocuğunu eğlendirmek için kağıttan bir şeyler yaparken kibritle eteği tutuşunca alevler içinde kalmıştı.” Kadın ertesi gün öldü.
Ünlü yazar Oscar Wilde’in iki üvey kızkardeşi de balo elbiseleriyle şömine ateşine fazlaca yaklaşınca elbiselerinin ateş alması sonucu yanarak ölmüştü.
Kolalı Yakalar
19. yüzyılda takılabilir yakaların kullanıma girmesiyle erkekler her gün gömlek değiştirmek zorunda kalmıyordu. Bu yakaların sert durması için kolalanması ise bir süre sonra ölümlere yol açmaya başlamıştı. Artık onlara “baba katili “ deniyordu. Bu yakalar şah damarındaki kan akışını kestiği gibi, içki içip uykuya dalanların, başları öne düştüğü için nefes almalarını da engelliyordu.
Korseler
Korseler İngiltere’de kraliçe Victoria döneminde kadınlarda ahlakın ve saygınlığın işareti olarak görülüyordu. Streves kitabında, korsenin “hazımsızlığa, kabızlığa, nefes alma güçlüğü nedeniyle bayılmalara, hatta iç kanamalara yol açtığını, iç organların baskı yüzünden yer değiştirdiğini” ifade ediyor. 1874’te yayımlanan bir listede, aralarında histeri ve melankolinin de bulunduğu 97 hastalık korse giyimine bağlanmıştı. 1860-90 yılları arasında ünlü tıp dergisi The Lancet’te her yıl en az bir makalede sıkı korselerin yol açtığı tehlikelere dikkat çekiliyordu.
Korsenin zararları nefes alma güçlüğü ve organ hasarı ile sınırlı kalmamıştı. 1903’teki bir New York Times haberinde 42 yaşındaki bir kadının nöbet geçirip öldüğü, yapılan otopside korsesinden iki metal parçasının kalbine saplanmış olduğu ifade ediliyordu.
Kurşun bazlı makyaj
Büyük kozmetik firmaları henüz ortaya çıkmamışken, makyaj demek kurşun bazlı ürünler demekti. Eski Yunan'dan 1920'lere kadar, yüzü bembeyaz yapan kurşun bazlı pudra ve losyonlar çok popülerdi.
İnsanların zehirlenip ölecek kadar kurşuna maruz kalması yıllar alıyordu. Kurşun zehirlenmesinin pek çok semptomu bulunuyordu: beyin veya sinir sisteminde hasar, baş ağrıları, iştahsızlık, anemi, ağızda metalik bir tad, felç, uykusuzluk ve el bileklerinin sakatlık.
1760 yılında güzelliği ve porselen gibi cildiyle ünlü olan Marie Gunning ismindeki soylu bir kadın, kozmetik kurşun zehirlenmesinin bilinen ilk kurbanı oldu.1878'de ise kurşun bazlı makyaj malzemeleri satan Madam Rachel, kurşun zehirlenmesinden hayatını kaybetti.
Yüksek topuklar
10. yüzyılda Çin’de saray dansçıları İmparator önünde dansa çıkarken ayaklarını ipek kumaşlarla sarardı. Bu gelenek daha sonra kadınların ayaklarını sıkı sıkı sarıp deforme etmelerine yol açtı. Bu uygulama 1912’de yasaklandı. Fakat bazıları hala gizlice sürdürüyordu. Kadınların böylece statülerini sergilediklerine inanılıyordu.
İngiliz fotoğrafçı Jo Farrell Yaşayan Tarih projesinde ayaklarını sarma geleneğinin son temsilcisi bir kadınla konuşmuştu. BBC’ye yaptığı açıklamada Farrell, “Birçok insan bu geleneğin ne kadar barbar olduğunu düşünüyor, fakat aynı zamanda kadınları güçlü kılan bir gelenekti bu. Onlara daha iyi bir yaşam olanağı sunuyordu ve ayaklarının deforme olmuş olmasından bir tür gurur duyuyorlardı aslında” diyor.
Ayakları deforme etmek sadece Çin’e özgü bir uygulama değildi. Streves daha önceki yüzyıllarda da modayı takip eden kadınların sivri uçlu ayakkabıları giyebilmek için küçük ayak parmaklarını kestirdiklerini söylüyor. Ayrıca tarihteki bu tür olaylar bugün bize barbarca gelse bile kadınların bugün de hala moda adına acıya katlandığını, yüksek topuklu stiletto ayakkabıları giyebilmek için bazı kadınların sağlıklı parmaklarını ameliyatla kısalttığını ya da aldırdığını belirtiyor.
Yani 21. yüzyılda da moda kurbanı olan insanlar var. Streves bu durumu şöyle ifade ediyor: “Korseler veya çemberli iç etekler artık olmasa da bugün belini ince göstermek için ameliyatla kaburgalarını aldıran insanlar var.”





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder